Günümüzde teknolojinin baş döndürücü ilerlemesi tüm hızıyla devam emektedir. Bir yandan yeni şeyler ortaya çıkarken diğer yandan da mevcut olanlar kullanılmaya devam etmektedir. Kullanılan mevcut şeyler zamanla eskiyerek işlevini yerine getirememektedir. Ya da tam tıkırında çalışırken herhangi bir sebeple arızalanarak çalışamaz hale gelmektedir. Bu tür durumlarda yedek parça kavramı ortaya çıkmaktadır. Özellikle elektronik ve otomotiv sektöründe çok sık karşılaşılan bu kavram için çok sayıda iş yeri bulunmaktadır. Otomotiv sektöründe çok büyük öneme sahip olan yedek parça konusunda çok sayıda firma hizmet vermektedir. Bu firmalardan bazıları sanayi bölgelerinde hizmet verirken bazıları da teknolojinin tüm olanaklarını kullanarak hizmet vermektedir. İnternet üzerinden hizmetlerini ve oto yedek parçalarını tanıtarak müşterilerine 7/24 hizmet vermektedir. Bu sitelerden birisi olan www.aloparca.com oto yedek parça sektöründe hızlı yükselişine devam etmektedir. Sitede yedek parça konusunda ihtiyaç sahiplerine her türlü konuda yardımcı olunmaktadır. Özellikle Fiat yedek parçaları ile ilgili her türlü malzemeyi rahatlıkla bulabilirsiniz. Site içerisinde Fiat etiketiyle piyasaya sürülen Albea, Brava, Doblo, Ducato, Fiorino gibi tüm modellerin yedek parçalarına ulaşabilirsiniz. Sitede yer alan Fiat yedek parçaları ve diğer tüm parçaları uygun fiyatlardan bulabilirsiniz. Sitede en son çıkan ürünler en uygun fiyatlardan satılmaktadır. Zaman zaman düzenlenen kampanyalarla piyasanın çok daha altında yedek parça satışları yapılmaktadır. Bu konuda ihtiyacı olan kimseler keselerine en uygun yedek parçaları en uygun fiyatlardan satın alabilir.
Kalpten Esenler
27 Şubat 2014 Perşembe
30 Aralık 2013 Pazartesi
Hassasiyetinizi yönetebiliyor musunuz?
Hiç aşırı hassas davranmakla eleştirildiğin oldu mu?
Haklı veya haksız, kadınların bu damgayı yeme oranı erkeklere yasla çok daha yüksek; kıyl belki de ağlamaya daha eğilimli oldukları için. (Yüksek seviyedeki testosteron hormonunun gözyaşı üretimini engellediği biliniyor.) Yine de hassasiyet dediğimiz şey, sık sık gözyaşı dökmekten çok daha fazlasını ifade ediyor. Üstelik derin biyolojik ve sosyal kökleri var.
Anne ve babana nasıl bir çocuk olduğunu sormakla işe başlayabilirsin: Utangaç veya girişken, sakin ya da sulugöz... Alacağın cevap, “büyümüş sen”in yoğun duygularla baş etmekte neden bu kadar zorlandığı ya da tam tersine her şeyi oluruna bıraktığı konusunda aydınlatıcı olabilir.
Stanford Üniversitesi’nde anksiyete ve duygu düzenlemesi üzerine çalışmalar yapan Psikolog Anett Gyurak, “Her insan kendine has bir mizaçla, genlerine dayanan belli bir kişilikle doğar” diyor. Ve hassasiyetle güçlü bir şekilde bağlantılı olan bir gen bulunuyor.
Ancak sahip olduğun DNA, hikâyenin sadece yarısı. Yetiştirilme şeklin ve büyüdüğün çevre de duygusal prototipine büyük ölçüde katkıda bulunuyor. En nihayetinde duygularınla olan ilişki biçimini, doğa ve büyütülme şeklin ortak bir çalışmayla belirliyor. Diyelim ki genlerin doğuştan aşırı hassas olacağın şekilde kodlanmış ve oldukça kaotik, duygularını açığa vurmaya pek fazla fırsat bulamadığın bir ortamda büyüdün. İşte böyle bir mizansen, hassas köklerini bilinçdışı bir şekilde bastırmana sebep olabiliyor.
Duygularını Serbest Bırak
Eskiden, özellikle de dışa dönük ve tuttuğunu koparan insanların ödüllendirildiği kültürlerde, duygularını bastırmak, hatta onlar yokmuş gibi davranmak, önemli bir başarı ölçütü kabul edilirdi. Zaman içinde yapılan araştırmalar, hassasiyetin her zaman zayıflık demek olmadığını gösterdi. Her şeyden önce, hassas bir kişilik hayat kurtarıcı olabiliyor. Gyurak, “Eğer yararları olmasaydı, bu özellik gen havuzunda hayatta kalamazdı. Hassas insanlar daha dikkatli ve tehlikelere karşı daha uyanık olur” diyor.
The Emotionally Intelligent Manager kitabının yazarlarından Doktor David Caruso ise, duyguların aynı zamanda iyi bir bilgi kaynağı olduğu görüşünde: “Bu da insanların anlayışlı ve açık görüşlü olmasını sağlıyor.” Hassasiyet geni taşıyanlar, komplike kararlar alma konusunda daha başarılı; özellikle de büyük bir kazanç veya kayıpla sonuçlanabilecek kararlar söz konusuysa... Diyelim ki şehir değiştirmeni gerektiren bir iş teklifi aldın. Sadece beyninle düşünmeyip, duygularına da odaklan. Böyle yaparsan karar süreci daha duygusal geçebilir ancak alacağın karar daha iyi ölçülüp biçilmiş olacaktır.
Konuşma yaparken de bu özelliğini kullanabilirsin. Oregon Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden emekli Profesör Mary Rothbart, hassas insanların diğerlerinin duygularının daha fazla farkında olduğunu ve onlarla empati kurduğunu söylüyor. Dinleyicilerin beden dilindeki değişiklikler, ne zaman anlattığın şeye devam etmen ya da konuyu değiştirmen gerektiği hakkında sana ipucu verebilir. (Dinleyici sensen, duygularına kulak ver. The Highly Sensitive Person kitabının yazarı Psikolog Elaine Aron, “Duygusal insanlar olayları enine boyuna değerlendirdiği için diğerlerinin gözünden kaçabilecek ince noktaları yakalayabilir” diyor.)
Ne Zaman (ve Nasıl) Sertleşmelisin?
Elbette her durumda hassas yönünü devreye sokmamalısın. Stresli olduğun bir gün iş yerinde ağlamak, diğerlerine aşırı dramatik veya zayıf birisi olduğunu düşündürebilir. Ya da iş arkadaşlarının seninle ilgili fikirleri konusunda saplantılı olmak, performansını etkileyebilir. Florida State Üniversitesi’nden Psikolog Brad Schmidt, “Bazı insanlar diğerlerinin kendi hakkında neler düşündüğünü çok fazla önemser, bu yüzden durmaksızın kendine destek arar” diyor.
Gyurak’a göre, hassasiyetin hâkim olduğu davranış biçimleri duygusal ilişkilerde de zorluk yaratabiliyor. Hassas insanlar reddedildiğinde aşırı tedirgin, endişeli, içine kapanık, sinirli veya üzgün olabiliyor. Hatta bunu rahatsız edici ve dayanılmaz bir noktaya gelene dek sürdürüyor. Bu sebeple, bu tür insanlar genellikle daha sık ayrılık yaşıyor. Erkek arkadaşının bir hareketi sinirlerini fazla bozarsa, sessizlik yemini etmek ya da seni artık sevmediği düşüncesine kapılmak gibi uç noktalara gitmemeye özen göster. Caruso, endişeli biri olduğun için kendine acımasız davranmaman gerektiğini de hatırlatıyor. Yapman gereken, duygularını kabul edip kontrol altında tutmak.Bunun için önerilerimize göz at:
Tetikleyicilerden Kaçın
Duygusal bir film izlemek bile seni gün boyu duygusallığa sürüklüyorsa, iyimser olmak istediğinde bu tür filmler izleme. Ya da sana duygusal çöküntü yaşatan olayları dikkatle takip et. Mesela daha önce bir arkadaşının ofisinde onunla dertleşirken ağladıysan, oraya gitmenin gözyaşı kanallarını bir kez daha tetikleyebileceğini hesaba kat ve arkadaşına başka bir yerde buluşmayı teklif et.
Prova Yap
Seni duygusallaştırsa bile kaçamayacağın bazı durumlar vardır. Schmidt böyle durumları önceden prova etmeni tavsiye ediyor. Mesela aile toplantısında annenin seni eleştireceğini biliyorsan, oraya gitmeden önce bir arkadaşınla birlikte sahneyi canlandır ve nasıl davranacağını prova et. Sahneye birkaç kez maruz kaldıktan ve başarılı tepkiler verdikten sonra, olay gerçekleştiği zaman kendini daha az kırılgan hissedeceksin.
Beklemede Kal
Patronun sana daha çok yetki devretmen gerektiğini söylüyor ve sen sadece olumsuz kelimeleri duyuyorsun. Ne kadar saçma görünürse görünsün, sana saldırıldığını düşündüğünde hatırlamak üzere zihninde bir soru listesi yap: Gerçek amacı ne? Bahsettiği şey benim şahsımla mı, yoksa işimle mi ilgili? Gyurak’a göre, bir anlığına bile rasyonel düşünebilen insanlar, duygularını çevresindekilerden gizlemeyi başarabiliyor.
Havayı Hafiflet
Hassas kişiliğin, hem olumlu, hem de olumsuz tepkiler vermene neden olabilir. Duygusal yönün ağır basıyorsa, yaradılış biçiminin avantajını kullan ve kendini kötü hissettiğin zamanlarda yaşam enerjisi yüksek bir akıl hocasıyla sohbet et. Biraz motivasyon herkese iyi gelir. Hassas ruhları ise uzun bir dönem idare edebilir.
Etiketler:
hassasiyet,
kigem,
kişisel gelişim,
yönelim,
yönetmek
18 Aralık 2013 Çarşamba
YÖNETİCİDEN ÇALIŞANINA “BENİ EKLE” BASKISI
YÖNETİCİDEN ÇALIŞANINA “BENİ EKLE” BASKISI
Yenibiris.com’un anketine göre çalışanların çoğu sosyal ağlarda yöneticisiyle arkadaş olmuş ya da onu takip ediyor. Arkadaşlık talebi genellikle yöneticiden geliyor. Bu durum bazen çalışanda baskı oluşturuyor. İşte Türkiye ve yurt dışından örnekler…
Türkler sosyal ağlarda ziyaretçi başına 8.6 saat geçiriyor. Hal böyle olunca günümüzün çoğunluğunda birlikte olduğumuz yöneticilerimiz de sosyal ağlarda karşımıza çıkıyor. Peki yöneticileri arkadaş listemize alıyor muyuz? Onlar bunu talep ediyor mu?
Japonya’da çalışanlar yöneticilerini takip etmek için baskı altında kaldıklarını söylüyor. Ülkenin önde gelen gazetelerinden Yomiuri’nun haberine göre çalışanlar, üst düzey yöneticilerinin sosyal medya baskısı altında. İnternet araştırma şirketlerinden Macromill’in geçen şubat ayında 500 Facebook kullanıcısı arasında yaptığı bir araştırmaya göre, bu kişilerin yüzde 42′si üst düzey isimlerin arkadaşlık teklifinden rahatsızlık duyuyor. Kadın çalışanlar arasında bu oran yüzde 54′e çıkıyor. Ayrıca habere göre, Yokohoma’daki bir şirkette yarı zamanlı olarak çalışan bir kişi, yöneticisinden “Facebook kullanıyor musun? Bana arkadaşlık teklifi gönder” şeklinde bir mesaj aldı. İstemeyerek de olsa bu isteği kabul eden çalışan daha sonra yöneticisinden “gönderilerini beğenmesi” yönünde bir mesaj daha aldı. Gazeteye konuşan çalışan, “İşyerinde olmadığı süre içinde yöneticimi düşünmek istemiyorum.” şeklinde görüş belirtti. Aynı baskıya maruz kalan başka bir kişi de, “Yöneticimi Facebook listesinden çıkarsam iş yerindeki ilişkilerim bozulacak. Başka seçeneğim olmadığı için gönderilerini beğenmek durumunda kalıyorum” diye konuştu.
Yenibiris.com üyeleri arasında eposta yoluyla yaptığımız bir dizi anketle çalışanlara, yöneticilerini sosyal ağlarda takip edip etmediklerini ve bunun neden ve nasılını sorduk. Sonuçlara göre katılımcıların yaklaşık yüzde 72’si yöneticisiyle sosyal ağlar üzerinde arkadaş olmuş ya da onu takip ediyor. Çalışanların yüzde 58’i arkadaşlık talebinin yöneticisinden geldiğini söylüyor. Yöneticiyle bağlantı kurma nedeninin başında ise “fikirlerini/paylaşımlarını merak etme” geliyor. Yüzde 12’si ise yöneticinin ısrarı üzerine onu takibe başlamış. Katılımcıların yüzde 40’ı yöneticisini sosyal ağlarda sadece sessizce takip ettiğini, paylaşımları hakkında fikir yürütmediğini söylüyor. Yöneticisinin ısrarı üzerine onu ekleyen/takip eden çalışanlardan birkaç yorum şöyle:
Oyun istekleri yüzünden iş yapamadım
Özel bir şirkette kurumsal iletişim departmanında çalışan Z.C (23) yöneticisinden gelen oyun istekleri yüzünden kendini baskı altında hisettiğini söylüyor. “Ondan gelen her şeyi kabul etmek zorundaymışım gibi geliyor. Hatta mesai saatlerinde beni arayıp “isteği kabul eder misin” dediği bile oluyor. Aramız kötü olmasın diye kabul ediyorum” diyor.
İstediğimi paylaşamıyorum
Pazarlama departmanında çalışan A.H (31) ise ekleme talebinin yöneticisinden geldiğini söylüyor ve “Arkadaş listemde olduğu için paylaşımlarımda kendimi rahat hissetmiyorum” diyor. Onun paylaşımlarını ve özel hayatına dair fotoğraflarını gördükten sonra yöneticisine farklı baktığını söyleyen A.H “aramızdaki kurumsal bağ bozulmuş gibi geliyor” dedi.
Onun beğeneceği şeyler paylaşıyorum
Bir şirkette stajyer olarak çalışan B.Ç (20) yöneticisiyle Twitter’dan biribirini takip ettiği için paylaşımlarını rahatça yapamadığını hatta yöneticisinin düşünceleri doğrultusunda paylaşımlarda bulunduğunu belirtiyor. ‘Yanlış anlaşılmaktan ve eleştirilmekten korktuğum için Twitter’da düşüncelerimi yansıtamıyorum, yöneticim olduğu için takipten de çıkamıyorum” diyor.
26 Kasım 2013 Salı
Yahudiler lanetli kavimdir
kuranı kerim yahudiler hakkında ne diyor
Ayrıca, iyiliği emretmek kötülükten sakındırmak, mutlaka mü’minlerde bulunması gereken sıfatlardandır. Biraz önce söylediğim gibi bu hususta birçok ayet vârid olmuştur. İyiliği emretmeyip, kötülükten sakındırmayanlar bu vasıflarını kaybederler.
Nitekim Yüce Allah, İsrâil oğullarını bu görevi terkettikleri için yermekte ve onları lânetleyerek şöyle buyurmaktadır: “İsrâiloğullarından kâfir olanlar, Dâvûd ve Meryem oğlu İsâ diliyle lânetlenmişlerdir. Bunun sebebi söz dinlememeleri ve sınırı aşmalarıdır. Onlar işledikleri kötülükten, birbirini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Andolsun yaptıkları ne kötüdür.” (Maide, 5/78-79)
Görüldüğü gibi, Yüce Allah, bu ayet-i kerimede İsrâiloğulları kâfirlerinin lânetlenme sebeplerini bizlere açıklamaktadır. Nitekim onlar, Allah Teâlâ’ya isyan etmişler, haddi aşmışlar ve yaptıkları kötülüklerden birbirlerini vazgeçirmeye çalışmamışlardır. Bu ayet-i kerime ayrıca onların bu kötü durumlarına düşmekten bizleri sakındırmaktadır. Bizler ne zaman İsrâiloğullarının yaptıkları gibi yaparsak o zaman, -Allah muhafaza- onların hakettikleri lânet ve cezayı bizler de hak ederiz.
Kim tek Allah’a ibâdet eder, Yüce Allah’ın emrettiklerini yapar, yasaklarından kaçınırsa, büyük sevabı hakeder ve Allah tarafından övülen güzel sona erişir. Kim de doğru yoldan saparsa, büyük azabı ve lâneti hakeder, dünya ve ahirette hüsrâna uğrar.
Sevgili Peygamberimiz (sav), bir hadis-i şeriflerinde ümmetini bu görevi yerine getirmeye teşvik ederek şöyle buyurmaktadır: “Sizden bir kimse, bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin; eğer buna gücü yetmezse diliyle değiştirsin; buna da gücü yetmezse kalbi ile buğz etsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir.”(4)
4- Müslim, İman, 78 (49); Tirmîzî, Fiten, 11 (2173); Ebû Dâvûd, Salâtü'l-Iydeyn, 248(1140).
16 Kasım 2013 Cumartesi
Oyun Oynamanın Çocuk Sağlığına Etkisi
Oyun oynamak pek çok insanın düşüncesinin aksine gereksiz bir uğraş ya da zaman kaybı olarak görülmemelidir. Bu tür eğlence araçları oldukça faydalı etkiler verebilir.
İnsanlar pek çok açıdan günümüzde sağlıklı yaşamanın sırlarını arayıp durmaktalar. Özellikle kanser gibi hastalıkların yıllardır kesin bir çözümünün bulunamamış olması insanları sağlıkları elden gitmeden önlemler alarak yaşamaya itmektedir. Hal böyle olunca bir işe kalkışmadan hatta oyun bile oynamadan onun yararlarını ve zararlarını araştıran pek çok birey vardır. Zaten olması gereken de budur. Bu nedenle oyunlar hakkında kafasında soru işaretleri barındıran ve pek çok şeyi merak eden okuyucularımıza oyun oynamanın insan sağlığına etkilerinden bahsedeceğiz. Bilgisayar başında beğendiğinizfriv oyunlar ile oynayarak doyasıya eğlenebilirsiniz bunda hiçbir sakınca yok. Zira oyunların günümüzde kanıtlanmış pek çok faydası bulunmaktadır. Dilerseniz bu faydalara birlikte göz atalım.
Oyun oynarken insan zihni diğer aktivitelere göre daha çabuk dinlenir. Bu sayede gündelik yaşamın sıkıntılarından streslerinden çabucak kurtularak kolayca rahatlayabilirsiniz. Buna ek olarak günümüzün trend psikolojik hastalıklarından en güzel oyunlardan biri olankafa topu ile vakit geçirerek korunabilmeniz mümkün. Örneğin depresyon sürecinde olan birisi eğlendirici ve zaman geçirebileceği oyunlar oynayarak bu süreci kolaylıkla atlatabilir. Bunların yanında aksiyon oyunları ve benzeri yapımlar sayesinde algı yeteneğinizi güçlendirebilir, strateji oyunları sayesinde de hızlı karar verebilme ve çözüme ulaşma yeteneğine kavuşabilirsiniz. Görüldüğü gibi oyun oynamak pek çok yetişkinin düşüncesi olan vakit kaybından çok sağlığımıza oldukça faydaları dokunan bir eğlence aracıdır. Özellikle iş yükünün ve insanların şehirlerde sıkışık bir hayat yaşamasının getirdiği sorunları oyunlar kolaylıkla unutturabilir ve sizi daima mutlu edebilir.
Son olarak bu tarz insan sağlığına olumlu etkileri olan oyunları nerede bulabileceğini merak edenlere harika bir tavsiyemiz olacak. Oldukça güvenli bir site olan ve faydalı oyunlar barındıran oyunlarr.com adresi ile internet bağlantınızın olduğu her yerden dilediğiniz gibi eğlenebilir bütün oyunları ücretsiz olarak oynayabilirsiniz. Kolay kullanıma sahipoyunlar ile hem çocuklarınızla hem de arkadaşlarınızla zaman geçirebilmekte asla sıkıntı yaşamayacaksınız. Bunlara ek olarak sağlığınıza olumlu etkileri sayesinde oyunlardan sonuna kadar faydalanabileceksiniz. Oyun oynamak pek çok insanın düşüncesinin aksine gereksiz bir uğraş ya da zaman kaybı olarak görülmemelidir. Bu tür eğlence araçları oldukça faydalı etkiler verebilir.
10 Kasım 2013 Pazar
19.yüzyıla ait olduğu düşünülen bir kadının kalbinde nelerin olduğunu gösteren harita basılmış
ABD’de 1830′ların sonunda bir kadının kalbinde nelerin olduğuna dair basılan haritada, kadının kalbindeki şehirler, dağlar, bayırlar, düzlükler vapurlar yer alıyor.
19. yüzyıla ait olduğu tahmin edilen www. 5harfliler.com'da yayımlanan bu haritayı Kiraz Akın şöyle yorumluyor:
Bir kadının kalbinde nelerin olduğuna dair bir harita bu gördüğünüz. ABD’de 1830′ların sonunda basılmış. En altında bunu bir kadının çizdiğine dair bir not olmasına rağmen, hemen bütün kaynaklar haritanın kuvvetle muhtemel bir erkek tarafından tasarlandığını yazıyor. İşin doğrusu bana da öyle geliyor. En alttaki not ise haritanın, kadın kalbinin iç haberleşmesini, olanaklarını ve tehlikelerini, kalbin seyyahları için sergilediği belirtilmiş.
İşin doğrusu bana da öyle geliyor. En alttaki not ise haritanın, kadın kalbinin iç haberleşmesini, olanaklarını ve tehlikelerini, kalbin seyyahları için sergilediği belirtilmiş.
Kalbin merkezinde sevgi şehri ve ilçesinin yer aldığını görüyıoruz. Neden hem şehir, hem ilçe bilmiyorum, belki kapsamı genişlesin diyedir? Bunun dışında kalp esas olarak bir kaç ana bölgeye ayrılıyor. Elbise sevgisi diyarlarında moda piramitleri anıtsal şekilde yükseliyor. Tüy tepesi, saten düzlükleri, şapka sırtı ve kaşmir ve “tambourion” ormanları burada. (Tambourion’ın bir çeşit kumaş olduğunu tahmin ediyorum, ama yeterli bilgiyi bulamadım). Sağ üstteki zenginlik denizi aslında gösterişçilik diyarına açılıyor. Burada mücevher koyu ve altın zincir burnu var. Evler, arabalar, varlıklar hep bu bölgede. Bunun hemen altında aşırı duygusallık bölgesi derin düşünceleri, fazlaca alınganlığı barındırıyor. Bunun da altında kadınların duyguları umuttan, coşkudan, aklı selimden, sağduyudan, eğiriyi doğruyu ayırd edebilmeden ve sabırdan ibaret. Duygu dünyasının hemen yanıbaşında, kalbin sol alt köşesinde bencillik diyarı var. Hepbanacılık, keyifçilik burada ve bir buharlı gemi kanalıyla bu bölgeden elbise sevgisi bölgesine kalkan vapurlar mevcut. Bencillik diyarının dış çeperinde kayıtsızlık şehri kurulmuş. Kalbin sol üst köşesinde ise işve, cilve diyarı yer alıyor. Burada ne ararsanız var: Kararsızlık, belirsizlik, kaprislilik. Kalbin ana bölgelerinden biri hayranlık müessesesi de sağ üst köşede kurulmuş. Evlilik yüksek tepelerinin hemen eteğinde hile hurda düzlükleri uzanıyor.
İşte bunlar hep 19. yüzyılın sanayileşen Amerikasında oluşturulmaya çalışılan gerçek kadınlığın olmazsa olmazları. Ne diyordu alt yazı: Seyyahları için kadın kalbinin iç haberleşmesi, olanakları ve tehlikeleri.
Bunlar dışında, çözemediğim, okuyamadığım, anlamlandıramadığım birtakım maskaralıklar da var. Bu kadarını bile okuyacağım diye gözlerimi kısmaktan, bir hal oldum. Kalanını da beraber çözeriz belki. Mesela neden cilve diyarının ortasında bir çadır alanı olduğunu hiç anlayamadım. Neden sizce?
1 Kasım 2013 Cuma
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)